rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

29 Eylül 2022

Bugün Günlük Ziyaret: 1.841 (1.841)

Toplam Ziyaret: 24.781.854 (22.741.646)

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
11 Eylül 2022
Sayı : 959,960
Bu kayıt toplam
167 kez okundu.
fb sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

GÜZ AYI- EYLÜL

Eylül, insanın içine kapandığı, duygusallaştığı, durgunlaştığı, dinginleştiği, tabiatın sarıdan, kırmızıya değişik renklere bürünmeye başladığı ayın adıdır. Kısaca sonbahardır, güzdür, hüzündür, hazandır, ayrılıktır, şairlere, yazarlara ve ressamlara ilham kaynağı bir mevsimin başlangıcıdır. Sonbaharın sarı renklerini tablolarında yansıtan Vincent Van Gogh'tur.

Sonbaharın ilk ayıdır, kışı karşılama yaza vedadır; o güzel havaların bittiğine delildir, yenisine özlemdir. Güz ayları bizim kışa hazırlanmamız için sunulmuş bir fırsattır; bağ bozumunun olduğu, pekmezlerin pişirildiği, ucuz her türlü sebzeden kışlık turşuların hazırlandığı, domates ve biber salçalarının yapıldığı, günlerin kısalmaya, gecelerin uzamaya başladığı hazan mevsimidir.

Hazan mevsimi deyince, güftesi ve bestesi Şekip Ayhan Özışık'a ait, çok sevdiğim bir şarkı gelir aklıma ve çok etkilenirim. Onun için bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum: " Yine hazan mevsimi geldi, yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek, yine deli gönlüm, yine bu mevsimde, hicranını yalnız başına çekecek, hüsranını yalnız çekecek."

Eylül, ayrıca okula yeni başlayacak çocukların büyük bir heyecan duydukları yeni eğitim ve öğretim yılına başlangıç ayıdır. Bu yılın geçen yıldan farkı, yaşanan sonbahar hüznüne ilave hayat pahalılığının insanda yaşattığı şok, yokluk, derin yoksulluk ve psikolojik travmadır. Bu yıl geçim derdi insanımızı gerdi. Bizim çocukluğumuzda hayat ne kadar ucuzmuş, kıymetini anlayamamışız. Bir yıl önceyle karşılaştırdığımızda her şeyin fiyatının kat be kat arttığını görüyoruz. Artık eskiden hayat bedava yaşanıyormuş diyoruz.

Hatta, Orhan Veli Kanık o dönemi yani bedava yaşamı şakayla karışık şöyle şiire dökmüş:

Bedava yaşıyoruz, bedava. Hava bedava, bulut bedava. Dere tepe bedava. Yağmur çamur bedava. Otomobillerin dışı, sinemaların kapısı, camekânlar bedava. Peynir ekmek değil ama acı su bedava. Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava. Bedava yaşıyoruz bedava. Yani kısaca her şey bedava, insanın canı da dahil hiçbir şeyin kıymeti yok diyor.

Ben de hatırlıyorum o yılları, her şey o kadar ucuz ve boldu ki bazen ürünler ziyan olur, ya para etmez tarlada kalır ya da toplanmaz çürümeye terk edilirdi. Aslında savurganlık vardı, çok plansız üretim yapıldığı için bazı ürünler çok üretilir, zayi olur, çürürdü ya da bol olduğu için fazla fazla alanlar evde çürütür, çöpe atarlardı. Fazla ve bilinçsiz üretildiği için dengeli üretimin kıymetinin anlaşılmadığı yıllardı o zamanlar. Zira planlı bir tarım politikası olmadığı için bir yıl önce ne para ettiyse ertesi yıl o ürün ekilir; bu defada çok ekildiği için para etmez çiftçi zorda kalırdı.

Geçen yıl okul açılma zamanından bu yana çok şeyler değişti, hayat öyle pahalandı ki insanlar ne yapacaklarını şaşırdı. Bir dolar sekiz Türk lirası iken on sekiz Türk lirasına yükseldi ve böylece paramız değer kaybettiği için her şeye zam geldi. Okul giysisi olsun, kitabı, kalemi, kâğıdı hemen hemen üç misli fiyatla satılıyor. Okul çağında iki üç çocuklu ailelerin masrafı inanılmaz artmış durumda. Üniversitelerde okuyanların derdi daha da büyük. Kalacak yurt bulanlar şanslı, bulamayanlar ise yüksek ev kiralarıyla ya da özel yurt fiyatlarıyla karşı karşıya kalmış durumdalar.

Akaryakıta devamlı zam geldiğinden, öğrencileri taşıyan servislerin ücretlerine de zamlar ardı ardına yapıldı. Velilerin gelirlerinde fazla bir artış olmadığından ya da olsa da enflasyon kazançlarını erittiğinden dolayı alım gücü düştüğü için işin içinden nasıl çıkacaklarını kara kara düşünür hale geldiler. Şiirde bir şairimizin dediği gibi yaşanan sanki de bir sonbahar vurgunuydu.

Bir yanda artan hayat pahalılığı, bir yanda enflasyon insanların belini büküyor ne yapacaklarını, nasıl tedbir alacaklarını bilmiyorlar. İnsanımız, şaşkın ve çaresiz sonbaharın hüznüne kapılmış önümüzdeki kışı nasıl çıkaracaklarını düşünüyor. Çünkü dillerde dolaşan efsane, kışın çetin geçeceği, doğalgaza ve elektriğe zam üstüne zam yapılacağı, enflasyondan dolayı da bugün aldığımız bir malın bir önceki günden pahalı ancak ertesi günden daha ucuz olacağıydı. İnsanlar nasıl olsa fiyatı artacak diye "ne aldın kârdasın "psikolojisiyle ellerindeki fazla paranın değer kaybını da önlemek için mala, mülke ya da ihtiyaçlarına ayırmaya çalışıyorlar. Doğal gaz pahalanacağından dolayı halkın bir kısmı ucuza ısınmak için tekrar kömür yakacakların belirtiyorlar.

Yani güz gülleri gibi bir daha baharı yaşayamayacaklarına, ülkedeki ucuz yaşamın sonlandığına, fiyatların Avrupa seviyesine çıktığına ve de bir daha da düşmeyeceğine inananların sayısı gün geçtikçe artıyor ve cebimizdeki paranın alım gücü azaldıkça azalıyor.

Bu sonbahar vurgununu en kısa sürede atlatıp, bahara kavuşmak ardından ekonomik refaha erip yaz günlerinin tatlı sıcaklığını hissedebilmek dileğiyle sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Adalet Bekçileri

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Sevgi…

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

İnsani Diplomasi, Yapmak ve Yıkma

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Âşıklık Derdi

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: