rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 3.131 (3.023)

Toplam Ziyaret: 19.208.958 (17.437.506)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
09 Kasım 2020
Sayı : 869,870
Bu kayıt toplam
203 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

GÂVUR İZMİR!

Her doğal afet olduğunda, her deprem, yangın ve sel felaketinde, ya da salgın hastalık olduğunda bazı kendini bilmez, sözde Müslüman dinci yobazların "İlahi adalet, Allah'ın cezalandırması " gibi yaftalarından usandık artık. Okumuşundan cahiline kadar hep aynı kafadalar. İslâm'ı anlayamamış bu insanlar şekilde kalmışlar, İslâm'ın özüne inememişlerdir; türban takmayla, sakal bırakmayla, misvak kullanmayla en iyi Müslüman'ın kendileri olduğu zanneden bu insanlar, masum vatandaşlarımızın dini duygularıyla oynayıp onları Allah ile aldatarak, dini şahsi menfaatlerine alet etmişlerdir.

Hâlbuki yüce Allah( c c)'ın bir hadiste " Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir" diye buyurduğu rivayet edilmiştir. Ayrıca Fussilet suresi kırk altıncı ayette yüce Allah şöyle buyuruyor: " Kim yararlı bir iş yaparsa, kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullarına zulmetmez." Yani Yüce Allah; siz aklınızı kullanmaz, demirden, çimentodan çalar, dere kumu yerine deniz kumu kullanırsanız, dere yataklarına evler yaparsanız, depreme dayanıklı binalar yapmazsanız, başınıza gelen musibetler benim cezalandırmam değil sizlerin hırslarından, açgözlülüğünüzden, gafletinden, sizin tamahkârlığınızdandır, kısaca başınıza gelenler kendi kendinize yaptığınız kötülüktendir demek istiyor.

Öyleyse nedir bu öfke, zanda bulunma, toplumu bölme, ötekileştirilen insanlara kin duyma, şirke batıp Allah adına hüküm verme? Hani nerede kaldı din kardeşliği, birlik, beraberlik, insan sevgisi ve dayanışma ruhu, nerede Müslümanlık; düşküne, yolda kalmışa, evi yıkılmışa kucak açıp karnını doyurma, üst baş verip giydirme yani yardım eli uzatma, sözün özü kapıyı çalanı çalmayanı yani herkese " Tanrı misafiri " gözüyle bakma. Hâlbuki Müslüman olmak insan olabilmektir yani başkalarının başına gelen belalara sevinmek değil, onların acılarını paylaşmak, dertleriyle dertlenmek, güzel ahlâklı olmak, "Komşusu açken tok olan bizden değildir" demiş olan Hz. Muhammed'e layık bir insan olabilmektir.

Maalesef bu son depremde de, gördük ki bizi bu duruma iten, binaların yıkılmasına sebep olan sadece deprem değil bizzat kendi ellerimizle yaptığımız ihmaller zinciri olmuştur. Başta, çıkarılan imar affı ve barışı ile depreme dayanıksız binalarda tedbir almadan, kuvvetlendirme yapılmadan oturulmasına izin verilmesidir. Resmi kurumlarca binaların yapım aşamalarında yeteri derecede denetlenmemesi ya da denetlendiyse bile bir şekilde eksikliklere göz yumulması da ağır hasarların oluşmasına, binaların yıkılmasına ve can kayıplarına sebep olmuştur. Ayrıca zemin veya bodrum katlarda oturan aç gözlü insanların yer kazanmak, meskenini genişletmek adına taşıyıcı kolonları tıraşlaması, demirleri kesmesi ya da su tesisat borularını geçirmek için kirişlerde, kolonlarda yaptıkları koca delikler bizim kendi elimizle yaptığımız hasarlardır ve bazı binaların çoğu bu nedenlerle yıkılmıştır.

Depremzedelerin çığlığı ülkemizin her yerinde yankılandı ve duyarlı insanlarımız yağmur gibi yardım yağdırmaya başladı. Gâvur İzmir bize insanlığımızı tekrar hatırlattı. Bu kendini bilmez yobaz tayfası şaşkın vaziyette dayanışmayı televizyonlardan izliyordu. Onlar, sanki kimse İzmir'deki vatandaşlarımıza yardım etmez sanıyorlardı. Ama gördüler ki yıkılan apartmanlardaki insanlara evini açan komşular, sıcak çorba ve çay ikram edenler, enkaz başında sanki kendi ailesi sağ çıkarılıyor gibi sevinenler, cansız bir beden çıkarılınca da üzülenler, televizyonları başında gözleri ya sevinçten ya üzüntüden yaşla dolanlar bize insanlık dersi verdiler. Yardımlar dağıtılırken ne bir kargaşa oluyordu, ne gürültü ne patırtı, ne de itiş kakış, sanki gizli bir el düzeni sağlıyordu. Okumuşu. aydını çok diyorlardı ya, herhalde ondanı bu düzen, intizam.

Sadece İzmir halkı değil, tüm Türkiye, İzmir'de birlik olmuştu, değişik illerden gelen AFAD üyelerine ilave olarak, itfaiye erleri, sivil toplum örgüt üyeleri ve Soma'lı madenciler gibi değişik arama kurtarma ekipleri destan yazmışlardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi de tüm imkânlarını seferber edip çadırlar kurdu, aşevi faaliyete geçirdi, seyyar banyolar, tuvaletler kurdu, giysi ve battaniye dağıttı, Wİ-Fİ- internet bağlantısı sağladı. Başkan Tunç Soyer, kendi çabasıyla büyük bir özveriyle gece gündüz hiç uyumadan çalışıp, mağdur olan şehrinin insanına çare üretmek, derdine derman bulmak zorunda olduğunun bilinciyle "Bir Kira Bir Yuva" kampanyası düzenleyerek depremde evlerini kaybeden vatandaşlarımıza destek olmak isteyen hayırsever ve yardım sever kişi ve kurumları yardıma çağırdı. Ve kısa sürede bu çağrı cevap buldu.

Bu insanların genlerinde vardı dayanışma ruhu çünkü onların dedeleri, nineleri, savaş yıllarında yıllarca düşman işgalinde, açlık ve kıtlık içinde yaşamış, vatana ihaneti görmüş, eziyetlere, işkencelere birlikte göğüs germiş, birlik ve beraberlik ruhuyla kenetlenmiş mücadeleci, vatansever insanlardı. 15 Mayıs 1919'da Yunan güçleri tarafından işgal edilmişti İzmir. Bu işgal ve esaret, kurtuluş günü olan 9 Eylül 1922 tarihine kadar devam etti. 26 Ağustos 1922'de başlatılan Büyük Taarruz, Türk ordusunun kurtuluş için son hamlesiydi. 30 Ağustos'ta zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Muharebesi'nin ardından 1 Eylül 1922 tarihinde Uşak ili, Eşme ilçesi, Takmak köyü sınırları içindeki bir ağacın altında Mustafa Kemal Paşa " Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri" emrini vermişti ve bu ilerleyişin sonunda düşman İzmir'de denize döküldü. Daha sonrasını biliyorsunuz.

Benim gözümde İzmir hep aydınlanmayı, gelişmişliği temsil eder. Şehrimi değiştirip yerleşmek için başka bir yer seçmem istense tereddütsüz İzmir'e giderim. Çünkü orası bana hep Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşmış, cumhuriyetçi, çağdaş, modern, eğitim düzeyi yüksek, hoşgörülü insanların, inanç ve vicdan özgürlüğü bilinciyle birbirlerini rahatsız etmeden birlikte yaşadıkları, kadına ve çocuğa cinsel tacizin ve şiddetin uygulanmadığı, hayvan haklarının korunduğu demokrat bir şehir gelir.

Yarın 10 Kasım 2020, Atamızın seksen ikinci ölüm yıldönümü, O'nu saygıyla, minnet ve özlemle anmadan edemeyeceğim. O bir dahiydi, yedi düvele diz çökerten bir devlet adamıydı; yıkık bir devletin kalıntılarından, Türkiye Cumhuriyetini kuran, Türk'ün atası, Başkumandan, Büyük Önder, Gazi Mustafa Kemal'imizdi. "Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir" diyerek bilime, akla, ilme önem vermemizi istemişti. Modern, ilerici ve laik bir ulus devlet oluşturmak için bir dizi reformlar yaparak halkına aydınlık bir gelecek inşa etmiştir. Kurduğu Türkiye Cumhuriyet'i, kısa sürede atılım yapmış, fabrikalar kurulmuş, üretim desteklenmiş, çiftçiler tarlalarında ektikleri tarım ürünleriyle tüm Türkiye'yi besler hale gelmiş, yeni alfabeye geçilmiş, kıyafet kanunu çıkarılmış, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmış, toplumu düzenleyen yeni yasalar çıkarılmış, sanayileşmenin adımları atılmıştı. Kendi deyimiyle, kısa zamanda çok büyük işler başarmışlardı.

Bizim önderimiz olan Atatürk'ü kalbimizde yaşatırken, şu sözüyle yazımı bitirmek istiyorum;" Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir." Ruhun şad, mekânın cennet olsun Atam. Ne mutlu Türküm diyene..

Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Yalancı Çoban

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Rize'de Antik Bahriye Körfezi Askoroz

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Affetmek

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

Mutlu Ol Kalbim

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Dünya Nerde? Çin Nerde? Biz Nerede?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Başöğretmenimiz

Şevket Demir

Şevket Demir

İbrahim Ethem Hazretleri

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: