rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 4.578 (4.269)

Toplam Ziyaret: 18.952.958 (17.204.097)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
12 Ekim 2020
Sayı : 865,866
Bu kayıt toplam
140 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

SARI SONBAHAR

Adı içinde saklı derler ya baharın sonu geldi, yaz bitti derken bir de ne görelim yapraklar sararmaya başlamış, tabiat ana yeni bir elbise giymeye hazırlanıyor adı sonbahar. Bu yıl Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasakları bahara denk geldiği için ve de daha çok evde kaldığımızdan dolayı bir şarkımızın sözleri gerçekleşmiş oldu; " baharı görmeden yaz geldi geçti" diye.

Sonbahar ; doğanın yeşilden sarıya, kırmızıya, ardından bordoya, kahverengiye dönüp düşen ve üzerinde yürüyünce çıtırdayan yapraklarıyla kendisini kulağımızda hissettiren, baharın coşkun akan nehirlerinin tersine dingin akan nehirleriyle, kuş cıvıltılarıyla, nasıl giyineceğimiz konusunda bizi şaşırtan bir sıcak bir soğuk değişken havasıyla, bizi bazen hüzünlendiren, duygulandıran, bazen de içimizi ümitle ve sevinçle dolduran duygularımıza pik yaptıran anlarla dolu, aslında hüzünlü bir mevsimdir.

Kimilerine göre, bilhassa ev hanımlarına göre kışa hazırlıktır: her türlü sebzeden turşular yapılır, yaparken de ayrıntılı araştırılır, sirkeli mi olsun yoksa sirkesiz mi ya da sadece tuzlu suyla, fermente mi olsun diye. Ayrıca biber ve domates salçaları yapılır, biberler ve bazı diğer sebzeler kurutulur. Evler ayrıntılı temizlenip halılar serilir. Yaz başında güveden korumak için naftalinlediğimiz kışlık kıyafetler kutularından çıkartılıp havalandırılır, temizlenir ve dolaplara yerleştirilir. Yani evde hanımlar hummalı bir şekilde çalışarak sonbaharın hakkını verirler.

Beyler ise kışlık giyecek ve yiyecek alırlar. Sobası olanlar odun, kömür, talaş gibi yakıt malzemelerini yağmurdan ıslanmadan önce alırlar. Kışlık bakliyat ihtiyaçlarını köyle irtibatı olanlar kendi köyünden tamamlar, eksiklerini giderirler, köyle bağlantısı olmayanlar ise eksiklerini marketlerden tamamlarlar ve artık sıra soğuk kış günlerini beklemeye kalır.

Sonbahar deyince, doğa deyince aklıma Hollandalı ressam Vincent van Gogh gelir çünkü eserlerinde genellikle tabiatı resmeden ressam bilhassa sonbaharın sarı renklerini tuvallerine çok güzel yansıtmıştır. "Eğer doğayı seviyorsanız her yerde güzellikler bulursunuz" demiş olan ressam, "İnsanları sevmekten daha sanatsal bir şey olmadığını düşünüyorum " diyerek sevmenin önemine de dikkatimizi çekmiştir. Kısacık ömrüne sekiz yüzden fazla tablo sığdıran ressam çoğunu ömrünün son iki yılında yapmıştır.

Bir resim sergisini gezerken çok yakından bakmamız istenmez, bütünü görmek, ressamın duygularını anlayabilmek için biraz uzaktan bakmamız tavsiye edilir. Ressam resmini hangi duygularla yapmıştır anlamak çok zor olmasına rağmen bizde uyandırdığı his, o an gönlümüzde hissettirdikleri onun yaşadıklarının ne kadarıdır bilemeyiz.

Ancak bizde hissettirdikleri de önemlidir çünkü resme baktığımız zaman bazen içimizde öyle bir duygu seli oluşturur ki bizi derin düşüncelere daldırır ve gönlümüzü o kadar dalgalandırıp coşturur ki hemen ruhsal durumumuzu yazıya dökmek, notalara yansıtmak isteriz. Yazdıklarımızı arkadaşımıza okuduğumuzda " Ne o Şair mi oldun? derler.

İşte bu dahi insanlardan biri de on yedinci yüz yılda yaşamış İtalyan besteci, konçertonun babası sayılan Antonio Vivaldi'dir. O'nun, her biri bir mevsimi temsil eden dört konçertodan oluşan " Dört Mevsim" adlı konçertosunu gerek film müziği olarak, gerek reklam filmlerinde olsun duymayanımız yoktur. Bendeniz ilk olarak yetmişli yıllarda üniversitedeyken Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın konserinde izlemiş ve büyülenmiştim. Girişte dağıtılan açıklayıcı belgede, eserin bir şiir üzerine yazılmış olduğu, her temanın bir olayı veya canlıyı anlattığı şefin ve solo kemanın isimleri yazıyordu. Mevsimlerin ruhuna daha iyi vakıf olmak, iliklerinize kadar hissedip duygulanmak için bu konçertoyu mutlaka izlemeli ya da dinlemelisiniz.

Vivaldi, ünlü İtalyan ressam Botiçelli'nin mevsimleri tasvir ettiği bir tablodaki renklerinden etkilenerek duygularını müziğine yansıtmış ve "Dört Mevsim " konçertosu ortaya çıkmıştır. Birinci konçertoda " İlkbahar"; ruhları okşamak için kemanlardan sanki kuş sesleri yükselir, ayrıca derenin şırıltısı, ılık bir meltem esintisi, rüzgârın sesi hissedilir. İkinci konçertoda "Yaz" boğucu sıcaklığını hissettirir, ayrıca sineklerin vızıltısı, yaklaşan fırtınanın uzaktan uğultusu sonra gök gürültüsü ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun sesi. Sonra, "Sonbahar" sebze meyve hasadını ve bunu şölen şeklinde kutlayan köylülerin mutluluğunu, sonra dinginliğini yansıtır. Bir yılın yorgunluğunu üzerlerinden atan köylüler kardeşçe birbirlerine sarılıp kucaklaşmışlar ve kendilerini çimlerin üzerlerine atarak yorgunluklarını çıkartmaya çalışmışlardır. Burada müzik inip çıkarak sonbaharın değişken havasını yansıtır. Derken kış gelir müzik şiddetlenir, coşar ve bir gürültü kopar; karlı, rüzgârlı ve buz gibi havayı hissedersiniz içiniz titrer, kemanın sesi sanki içinize titreten rüzgâr gibidir, yaylı çalgılar seslerini arttırdıkça arttırır sanki bir ateşin etrafında ısınmak isteyen insanların tepinmelerini, birbirlerine kenetlenip zıplamalarını anlatıyordur. Müziği dinlerken insanlar karın yağmasını, ardından üşümelerini derken karda yuvarlanmalarını hayallerinde yaşar ve içlerinde hissederler. O an, sanki salonda izlerken yaşanıyordur. Derken beklenen son gelir, müzik durur salonun loş ışıkları yanar siz de rüyadan uyanırsınız. Herkes birbirine hissettiklerini sorar sanki kendi hissettiklerini doğrulatmak istercesine.

Şimdi yeni bir akım çıktı ya "anı yaşayın, farkında olun" diye işte etrafımızda olup bitenleri, yaşadıklarımızı, tabiatı, doğayı, dinlediğimiz müziği ruhumuzda hissedip, farkında olarak yaşamak için elimizden geleni yapmalıyız. Biz topraktan geldik yine toprağa gideceğiz, tabiatın bir parçasıyız. Ara sıra başımızı kaldırıp dağlara, ovalara, ormanlara bakmalı, renkleri görmeli ve yaşamdan keyif almalıyız. Şikâyetten vazgeçmeliyiz, her mevsimi hissederek yaşamalıyız. Kış kışlığını, yaz yazlığını yapacak. Yazın sıcağından şikâyet edeceğimize o sıcakların bizim için faydasını düşünmeli, o sıcaklar olmazsa meyvenin ve sebzenin yetişmeyeceğinin idrakine varmalıyız. Kışın soğuk olmaz, kar ve yağmur yağmazsa kuraklıktan tarım arazilerinde bir şey yetişmez. Baharda karlar erir, ırmaklar gürül gürül akmaz, ağaçlar çiçek açmazsa hasat olmaz, beslenmemiz olmaz.

Kuru kuru şikâyet yerine her konuda aklımızı ve gönlümüzü kullanmalı, düşünüp idrakimizi geliştirmeliyiz. Ataol Behramoğlu'nun bir şiirinde dediği gibi, " Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına, çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır, ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de dostça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Yanlış Kimde?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Hayallerinden Vazgeçmemeli İnsan

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

Mutlu Ol Kalbim

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Hakkın Zaferi

Şevket Demir

Şevket Demir

Ben 21 Yaşında Bir Üniversite Öğrencisiyim

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: