rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 1.702 (1.422)

Toplam Ziyaret: 17.335.127 (15.856.014)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
16 Mart 2020
Sayı : 850,851
Bu kayıt toplam
401 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

EMEKLİLİK Mİ, ÇALIŞMAK MI?

Yıllarca her türlü işte veya belirli bir işte, ya da kendi özel iş yerinde büyük bir özveriyle çalışıp gençliğini heba eden, hep isteklerini öteleyen bir insanın tabii ki emekli olmayı istemesinden doğal bir şey olamaz. Yıllarını hayaller kurarak geçirmiştir. "Bir emekli olayım, şunu da yapacağım, bunu da yapacağım, şuraya da gideceğim, buraya da gideceğim, bol kitap okuyacağım " gibi.

Zaman su gibi akar gider ve insanın yaşı ilerler, yavaş yavaş eski canlılığını, enerjisini kaybetmeye başlar. Çabuk yoruluyordur, sık hastalanmaya başlamıştır, akranlarından bir kısmını kara toprağa vermiştir. Sıranın her an kendisine gelebileceğinin bilinciyle emekli olup hayallerinin bari bir kısmını gerçekleştirmeyi arzular. Fakat o da ne, etrafından bir sürü olumsuz tepki gelir : " Tek emekli maaşıyla geçinilir mi, sıkıntıdan patlarsın, bir hobin yok, kahve, oyun alışkanlığın da yok, zamanı nasıl dolduracaksın, bom boş oturup düşünmekten kafayı mı yiyeceksin, bunarsın bak, gibi."

Yani sizi korkuturlar, vazgeçirmeye çalışırlar ve "Nerde hareket, orda bereket. İşleyen demir pas tutmaz," diyerek insanın hep aktif olması gerektiğine, ömrünün son demine kadar çalışması gerektiğine vurgu yaparlar. Televizyonlarda hocaların hep "son ana kadar " çalışmayı öneren tartışmaları da size örnek gösterirler. Sizin adınıza kaygılanırlar. Hanımınız bile karşı çıkabilir, akşama kadar sizle evde oturmak istemediğini, kendisine ayak bağı olacağınızı söyler ve "Evde bir şeye karışmamak, sabah işe gider gibi evden çıkmak şartıyla emekliliğine razıyım" der. Erkekler için zor bir andır karar vermek; "ne Musa'ya ne İsa'ya yaranamıyorum "derler ya öyle bir şey.

Emekliliğin, hiçbir şey yapmadan, sadece boş boş oturmak, kendini yalnızlığa mahkûm etmek olmadığını anlatamazsınız. Etrafınızdakiler gönlünüzü bulandırırlar, aklınızı karıştırırlar. Bir yanınız emekli olmak, sevdiklerinizle, eşinizle, dostunuzla daha çok bir arada olup birlikte güzel vakit geçirmek, hasret gidermek, hayalini kurup da yapamadığınız şeyleri gerçekleştirmek isterken diğer yanınız, ruhen emekliye ayrılmaya daha hazır olmadığınızı, biraz daha çalışmanız gerektiğini söyler. Hep bir ikilem yaşarsınız.

Zaman su gibi akıp gider ve siz etrafın söylemlerinden bocalar, bir türlü doğru kararı veremezsiniz. Halbuki acısıyla, tatlısıyla bu dünya hayatı size yüce Allah tarafından bahşedilmiş bir nimet ve bir defalık; öyleyse doğru kararı vermek için etrafın fikirlerinden çok kendi gönlünüzün sesini dinlemelisiniz.

Böyle bir durumda kendi kendimize düşünüp çareler aramalı, çözümler bulmalı ve ne yapabiliriz ona bakmalıyız. Hani yenilen bir takımın teknik direktörü " önümüzdeki maçlara bakalım" der ya öyle bir şey. Biz de emekliliği düşünüyorsak bu duruma alışmak ve boşluğa düşmemek için kendimize bir geçiş dönemi sağlayıp yarı zamanlı bir iş ayarlayabiliriz. Yani alıştırarak son çalışma yıllarımıza hazırlanabiliriz.

Aslında insan çocukluktan itibaren hobiler elde etse, kültür, sanat ve müzikle ilgilense, kitap okuma, bulmaca çözme alışkanlığı elde etse, spor yapıp sağlığına iyi baksa, kısaca mesleği dışında oyalayıcı şeyler bulsa, emeklilik bu kadar korkutucu olmaz. Çünkü emeklilikte vaktiniz bolca olacak, koştur koştur bir hayatınız olmayacak, hiçbir yere yetişmek gibi bir sorununuz olmayacak. Sakin ve dingin bir yaşamın kollarında sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayatınız olacak.

Çalışırken yapmaya fırsat bulamadığınız hayallerinizi gerçekleştirmek için tam fırsat diye düşünüp planlarımızı ona göre yapmalıyız. Kolaylık olması için kendimize yapılacaklar listesi yapıp onları zamanımız, maddi imkânlarımız el verdiği sürece gerçekleştirmeye itina göstermeliyiz. Listeyi ara sıra güncellemeli, yapacaklarım bitti deyip boşluğa kendimizi salıvermemeli ve bırakmamalıyız.

Oyalanmak için neler yapabilirim diye kendi kendimize sorup cevabını arayalım : Açık havada yürüyüş ve spor olabilir, yeni bir dil öğrenme, bulmaca çözme, su doku oynama gibi zihin aktiviteleri olabilir, gönüllülük esaslı aktiviteler olabilir, çevreye ve insanımıza yardımcı kuruluşlara katkı yapılabilir, yaşlılarımızla ilgilenip onların sorunlarına çözüm arayabilir, onlarla arkadaşlık edebilirsiniz, örnekleri arttırabiliriz.

Tabi ki emekli insanın hayallerini gerçekleştirebilmek, bazı şeyleri yapabilmesi için ekonomik durumunun iyi olması gerekir. Eskiler, "Salavat kuvvete bağlı " derlerdi ya bugünkü geldiğimiz noktada emeklinin emekliliğinin tadını çıkarmaya mecali kalmamıştır. Bazı emekliler ikinci bahar diye addedilen altın çağlarında ancak karınlarını doyurabilmeye para bulmaktadır. Eğer belirli bir birikimleri yoksa aldıkları az bir maaşla elektrik, su, doğal gaz faturalarını, ev kirasını ancak karşılamakta, sınırlı sayıda kıyafet ve gıdayla ayın sonunu zor getirmektedir. Yani ikinci bahar sonbahara dönmüştür.

Geçenlerde yolda yürürken kırtasiye malzemeleri satan bir arkadaşımla karşılaştım. Nasıl işler diye sorduğumda "Berbat" dedi ve bağ kurdan emekli olduğu halde geçim derdi olduğu için hala çalışmak zorunda olduğunu, maaşının ve günlük kazancının yetmediğini söyleyince şok oldum, şaşırdım, çünkü bu arkadaş elli yıllık esnaftı, üzüntülüydü. Çocuklarının üniversitede okuduğunu, evinin masraflarını karşılayamadığı için çalışmak zorunda olduğunu, aslında takatinin kalmadığını, artık dinlenmek istediğini fakat maddi imkânsızlıktan dolayı çalışmaya devam ettiğini söyledi. Çok üzülmüştüm, ne diyeceğimi, nasıl moral vereceğimi bilemeden ayrıldım yanından.

Sonra, bilim adamları ne diyor onu araştırdığımda gördüm ki onlar da bu konuda farklı görüşteler. Birisi çıkıyor kaplumbağadan örnek veriyor ve yavaşlamamız gerektiğini, insan ömrünün belirli bir enerjiye bağlı olduğunu, çok hareketle bu enerjinin çabuk tükeneceğini, vücudumuzu yıpratmamamız gerektiğini söylüyor, ömrümüzü farkında olarak, sindire sindire yavaş yavaş yaşamalıyız diyor. Üç yüz bin kilometre yapmış olan bir arabanın otuz bin kilometre yapan bir arabadan daha çok yıprandığını, daha çok arıza verdiğini söyleyerek bizi az hareket etmeye, vücudumuzu yıpratmamaya çağırıyor.

Diğeri ise tam tersi sağlıklı olmak, uzun yaşamak ileriki yaşlarımızda sağlam bir vücuda sahip olmak, emekliliğimize hazırlanmak için nerede hareket orada bereket diyor, yani, hareket, hareket, hareket diyor. Felsefemiz "Az ye çok hareket et" olmalı diyor.

Hayat sizin hayatınız, ömür sizin ömrünüz, " keyfini çıkarın" diyorlar ya nasıl çıkaracaksınız bilmem ama gönlünüze danışın ve öyle yaşayın.

Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Sabır ve Dua!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Tansu Çiller'in Cumhuriyet Müzesinde Ne İşi Var?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Bu Da Geçer...

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

Bir Şarkısın Sen

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Sağlık Üzerine...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Kütüphane mi Dediniz?

Şevket Demir

Şevket Demir

İnsanlar Corona Virüsünden Korktukları Kadar Allah'tan Korkmuyorlar

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: