rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 3.246 (3.105)

Toplam Ziyaret: 15.083.399 (13.989.816)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
18 Nisan 2019
Sayı : 802,803
Bu kayıt toplam
175 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

BAHAR COŞKUSU

Geçenlerde Tarsus'tan Adana'ya seyir halindeyken radyoda bir dinleyici istek parçası olarak Candan Erçetin'den " Bahar " adlı şarkıyı istekte bulundu. Onu dinlerken içimde tatlı bir huzur ve mutluluk oldu. Gönlümden kışın soğuğu, hüznü kalktı, içimi bir yeniden doğuş, uyanış ve yaşama sevinci kapladı.

Dışarıya yol kenarındaki tarlalara, bahçelere göz attığımda tüm tabiatın canlandığını, meyve ağaçlarının çiçeklerle kaplı olduğunu gördüm. Kışın ayazı, soğuğu ve çıplaklığı yerini baharın yeşilliği ve meltemine bırakmıştı. Sadece Çukurova'ya değil tüm ülkeye bahar gelmişti artık.

Şarkının sözlerinde " Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum, Yoksa böyle olduğumdan mı gelir bahar, ayrıca bunun seninle ne ilgisi var" diyordu. Onu böyle söyleten, hislendiren aşk mıydı? Yoksa bir parçası olduğumuz doğadaki uyanışın gönlüne yansıması mıydı bu. Tabii ki aşktı, insan ve doğa sevgisiydi; içinde yaşadıklarıydı; yani hepsinin toplamıydı; "aşk insanı şair eder" derler ya öyle bir şeydi bu. Aşığın duyguları tavan yapar, içi içine sığmaz, yerinde duramaz olur, haykırmak ister, herkesin aşık olduğunu bilmesini istercesine tuhaf hareketler yapar.

Aslında gönlünde sonbaharın ve kışın hüznünü taşıyan, acılara, dertlere gark olmuş birine ilkbaharın güzelliğini anlatamazsınız. Ona bir türlü bahar gelmez. Ancak onu kırlara çıkarırsanız belki biraz olsun moralini düzeltebilirsiniz, baharı ona da hissettirebilirsiniz.

Adana'da Nisan ayı başında, yedi yıldır yapılmakta olan, "Portakal Çiçeği " festivaline katılım bu yıl çok fazlaydı. Bu yıl bir başkaydı festivalin havası. Tüm şehri yoğun bir çiçek kokusu sarmıştı. Seyhan nehri bir başka akıyordu. Toros dağlarının karı erimeye başlamış, akan sular nehirleri doldurmuş denize doğru hızla ilerliyordu. Adana ne kadar şanslıydı, çünkü ortasından koca bir nehir akmaktaydı.

Şehir merkezinde tüm sokaklar stantlarla donatılmış, süslenmişti. Stantlarda turuncu, beyaz, sarı, yeşil renkte taçlar, kıyafetler, yiyecekler, portakal çiçeği reçelleri satılıyordu. Bir kış boyunca insanlar hazırlanmıştı bu festivalde yaptıklarını satmak için. Bazıları sivil toplum örgütü, yardım dernekleriydi; kimisi öğrencilere burs verdiğini, kimisi engellilere araba aldıklarını söylüyorlardı.

İnsanların yüzü gülüyordu, mutluydular, içlerinde baharın coşkusu vardı. Portakal çiçeği kokusu kebap kokusuna karışmıştı. Yemekler yeniyor, müziklerle eğleniliyor, spor müsabakaları yapılıyor, çocuklara yönelik gösteriler yapılıyordu. Şehirde tam bir karnaval havası oluşmuştu. Tüm parklarda etkinlik vardı. Motorsikletli guruplar, tosbağa dediğimiz eski vosvogen arabalar, hacı Murat 124'ler merkez parkta kamp kurmuşlar bizlerin izlemesi için gösteri yapıyorlardı. Kutlamalar üç gün üç gece devam etti ve sonunda gelenler memnun bir şekilde, baharı iliklerine kadar hissedip yaşamış olarak şehirden ayrıldılar.

Şimdi sözü "Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allah'ım aşk, ben bir aşk çocuğuyum, bu âleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim" diyen, Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye bırakalım:

İlkbahar gelince toprakta ve topraktan başkaldıran her şeyde gördüğün o coşkunluk nedendir, biliyor musun? Benim aşk meyhanecim, yeryüzüne bir yudum aşk şarabı döktü de, ondan.

Başa hoşluk veren her şey, sevgilinin bir kokusudur; gönlü hayretlere düşüren her şey, sevgiliden gelen bir ışıktır.

Kimi duygusuz, donmuş görürsen, bil ki, bu dünya işine âşık olmuş, kendini ona vermiştir. Sen onun işine bakma, sen benim işime bak. Yeryüzünün bütün sırları, ilkbahar mevsiminde kendini gösterir, meydana çıkar. Benim baharım gelince de, benim sırlarım gönülden başkaldırır, yeşerir.

Yeryüzünün gül bahçeleri, yeryüzü dikenleri ile örtülür. Halbuki benim gül bahçem açılınca, benim dikenim kalmaz. Sonbaharda sararıp solanlara, hasta olanlara ilkbahar bir şerbet içirir fakat fakat benim ilkbaharım gelince, benim hastalığım baş gösterir.

Soğuk soğuk esen sonbahar rüzgârı nedir, bilir misin? Senin inkârının nefesidir. İlkbahar mevsiminde esen hoş kokulu tatlı rüzgâr nedir? Benim imanım, ikrar nefesimdir.(Divanı Kebir 2, 879)

İlkbahar gibi ol da bağlara, bahçelere gezmeye çıkan güzeller sana gelsinler, sende eğlensinler. Çünkü bu güzeller, kış soğukluğundan kaçarlar. Gönülde salına salına gidiyorsun, canın da bedenin de ışığını yakan, canlandıran sensin. Ne de güzel görünürsün, ne de güzel gönül aydınlığısın. Zaten gözüm seninle aydınlanıyor.

Sen nesin? İncilerle dolu güzel bir deniz, yıldızlarla dolu güzel bir gök, nergislerle dolu güzel bir ova, süsenlerle dolu bir bahçe. Bedenler, senden canlı, hareketli, canlar senden mest. Ey topraktan yaratılmış olan, dünyanın eteğini incilerle dolduran aziz varlık.

O ihsan sahibinin, o faziletlinin tatlılıkları, gönülden sabrı kararı aldı götürdü, dünyada O'ndan başka insana huzur veren bir şey var mıdır? Büyüklük, üstünlük ancak O'nda, başkasında asla yok. Kadın olsun, erkek olsun ileri gidenler de, geri kalanlar da, hepsi aciz, hepsi zavallı.

Odunun ateşte yandığı gibi ben de aşkta öyle yanıyordum. Aşktan başka her şeye yabancıyım, yağın sudan kaçtığı gibi insanlardan kaçıyorum. Gönülden başka neyim varsa yak, yandır." Gönülden başka" diyorum, çünkü her an gönlü, şanınla şerefinle gül bahçesine döndürüyorsun. Gönül sahibi olan kişi, din bağının ortasında yemyeşil bir ağaç gibi gülüp duruyor. Kuru, manasız, meyvesiz ağaç ne olur? Hamam külhanına odun olur.

Gündüzün gözünden korkuyorum, gözünde büyüler var. Gecenin saçlarından ürküyorum, gece fitnelerle doludur, hadiselere gebedir. Bütün korku, varlıktan gelir, aklını başına al da, varlıktan vazgeç. Bütün ürküntü, kırılma, hor görülme, ezilme düşüncesinden ileri gelir, kırıl, dökül, ezil de huzura kavuş.

İlkbahar gibi ol, içinde coşku olsun, kanın deli aksın, coşsun çağlasın eriyen karların suyu gibi yüreğin. İlkbahar olamıyorsan, bari yaz ol, sıcaklara dal, ateşler içinde kal. Çünkü o güzellik, o işve olmayınca insan, pek çirkin, pek değersiz görünür.

Bedeninin her cüzünün konuşmasını, şair olmasını, şair yüzlü görünmesini istiyorsan, şu sözlerden, konuşmalardan vazgeç de, sus, ne şiir söyle, ne de nesir yaz. Söze başlayınca düşüncen dağılır gider, gönül düşüncesinden de kendini çek.

Nice yiğitler, " Şöyle yapacağım, böyle yapacağım " diye ahitlerde bulundular, fakat ben, padişahların bile ahitlerini kırdım geçirdim. Haydi, elinden geliyorsa çabala, uğraş bakalım, diye kaza ve kader başımızda dümbelek çalmadadır. " Ey ahmak " diyor. "Bundan sonra şöyle yapacağım, böyle davranacağım " diye kendinle inada giriyorsun; inatla, kaza ve kadere karşı mı geleceksin? .(Divanı Kebir 2, 859,879)

Her kışın sonunun bahar olacağı, üzerimizdeki dertlerin, belaların geçeceği ümidiyle yaşamak ve içimizdeki ilahi aşkın, yaşama sevincimizi hiç eksiltmemesi dileğiyle, sevgiyle kalın, dostça kalın, hoşgörüyle kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Masa 3'e Bir Bekâ Vardı!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Şiddet Sarmalı Büyüyor mu?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Gülümsemek Bedava...

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Hayatın Akışı...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Farkımız Olsun!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

İyi Kalpli İnsan Olmak

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: