rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 4.892 (4.320)

Toplam Ziyaret: 15.360.669 (14.244.881)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
01 Nisan 2019
Sayı : 800,801
Bu kayıt toplam
313 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

USTA ÇIRAK

Bu hayatta her birimiz diğerinin öğretmeni, öğreticisi çünkü ne biliyorsak bir başkasından öğreniyoruz ve bizden de başkaları öğreniyor. İlk hocamız anne babamız, çevremiz, sonra arkadaşlarımız, eşimiz, dostumuz, öğretmenlerimiz ve ustalarımız.

Sanat öğrenenlerde bir usta çırak ilişkisi olur. Bizler Ahilik geleneğinden geldiğimiz için bu ilişkiyi tüm toplum bilir ve uygular. Eskiden çocuk ustasına teslim edilir ve " Ustam eti senin kemiği benim" diyerek ondan bir sanat ve meslek ahlakı öğretmesi, çocuğun güzel ahlakını tamamlaması, ham olan nefsinin olgunlaşması yani kısaca adam olması için usta ellerde pişirilmesi, yoğrulması istenirdi.

Usta eline aldığı çocuğu sıfırdan başlayarak yontar, yakar, yandırır; hem sanat öğretir hem de ham olan benliğini-nefsini pişirir, burnunu sürter, gurur, kibirden arındırır ve böylece şekillendirip istediği kıvama getirir. Yardımlaşma, birlik, beraberlik, sevgi, saygı, hoşgörü, adil olmayı, velhasıl güzel ahlakı, mesleği ve sanatının incelik ve zerafetini öğrenen bu insan, önce çırak sonra kalfa, daha sonra da olgunlaşıp usta olur ve böylece hem kendisi ustasının yolunda öğrendiklerini uygulamaya koyulur, hem de yeni insanlar yetiştirir, yeni hayatlara dokunur.

İşte kendi de artık bir usta olan bu insanlardan bazıları vefasız olur, kendisini yetiştiren ustasını beğenmemeye başlar, onun yaptığı işleri eleştirir ve sanki kendisini o yetiştirmemiş gibi hakkında ileri geri konuşur. Halbuki her şeyi ondan öğrenmiştir. Tabii ki el elden üstündür. Ustasından bir sanat öğrenen kişi şahsi yeteneğinden dolayı ondan daha güzel eserler ortaya koyabilir ama bunu benlik yapması, ben daha güzelini yaparım duygusuna kapılması doğru değildir. Bu işin fıtratında vardır; her çırak bir gün ustasını geçeceği hayaliyle sabah erkenden dükkanı açar ve söylenenleri yapar, mesleğin kritik noktalarını, işin püf noktasını öğrenmeye çalışır.

Atalarımız böyle durumlar için " Boynuz kulağı geçti " ifadesini kullanmışlardır. Bu durumda çırak tevazudan ayrılmadan, böbürlenmeden ustasının büyüklüğünü takdir edip hakkını teslim etmelidir. "Yiğidi öldür hakkını inkâr etme " derler ya öyle bir şey. Yoksa illaki bir ustadan sanat öğrenen çırak "bir gün ustamı geçeceğim" der ve o gayretle onun öğrettiklerini uygular ama ona yanlış yamaması gerekir.

Mesnevî'de, "Hocası ile kendisini bir gören talebe" konusuna değinen Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye kulak verelim:

Ustasına karşı eşitlik iddia eden, onunla kendini bir gören çırak ne kadar uğursuzdur. Hem de nasıl bir ustaya karşı, nazarında, açıkta, gizlide bir olan dünya ustası ile boy ölçüşür. Öyle bir usta ki onun gözü Allah nuruyla görür olmuş, bilgisizlik perdesini yakmış.

O zavallı çıraksa, delik deşik eski kilimi bir perde yapmaya çalışır, o hikmet sahibinin önüne geçer. Fakat o kilimin her deliği bir ağız haline gelir de, ona güler.

Usta çırağa der ki : " Ey köpekten de aşağı olan. Sende bana karşı hiç mi vefa yok? Hadi sen beni usta yerine koyma, zorlukları çözen bir adam bilme, kendin gibi talebe say, bir kör gönüllü olarak gör. Senin canına, gönlüne yardımım da mı dokunmadı? Bensiz sana bir feyz ulaşmayacağı için mana yolunda ilerlemeye imkân yoktur.

Şu halde görüyorsun ya, gönlüm senin bahtının tezgâhı. Ey yanlış düşünen kişi, ne diye bu tezgâhı kırar dökersin? ' Ben çekememezlik çakmağını gizlice çakıyorum diyorsun ' ama sen gönülden gönle pencere olduğunu bilmiyor musun? Sonunda gönül, senin fikrini pencereden görür ve andığına şehadet eder.

Gönül senin kalbinde olanı görüyor, fakat kereminden ötürü yüzüne vurmuyor. Ne söylesen gülüp, " Evet, evet " diyor. O senin hilene, düzenine gülmüyor; yaptığın şey, kötü huyuna gülüyor. Düzenciye karşılık bir düzenci, düzene karşılık bir düzen verilir. Kâseyi vur, kır, testiden iç, senin cezan işte budur.

O senden razı olur da gülerse, bil ki, yüz binlerce gül açılmış, feyzler, rahmetler saçılmıştır. Onun gönlü senden razı olur da işe koyulursa, güneş, bil ki, Koç burcuna girmiştir. Güneş'in Koç burcuna gelişinden, gündüz de güler, bahar da güler. Çiçeklerle yeşillikler onun yüzünden birbirlerine karışırlar, bir arada koşuşurlar.

Yüz binlerce bülbülle kumru, sessiz, sedasız kalmış dünyayı sesle doldururlar. Başına gelen bir beladan ötürü, can yaprağının yüzünü sararmış, kararmış görürsün de, padişahlar padişahının öfkesinden haberin olmadığı için, niyazda bulunmuyorsun, tövbe istiğfar etmiyorsun.(Mesnevî 2. Beyit 1560-96)

21 Mart-Ekinoks, kış bitti bahar başladı. Doğa kuruluktan kurtuldu, ağaçlar çiçek açtı, yeryüzü gelin duvağı gibi beyaza büründü, çimenlerle toprak yeşillendi, ekilen tohumlar bitti, Allah'ın gülen yüzü yeryüzüne hâkim oldu. Bizlerin de yüzünün hep gülmesi, gönül bahçemizde hep güller açması dileğiyle baharımız hayırlı olsun. Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Isınıyoruz!

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Farkındalık

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Ekonomiyi Bu Anlayışla mı Yönetiyorsunuz? !

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Mahallemizde Kütüphane İstiyoruz!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

İstişare- Danışma

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: