rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 4.970 (4.719)

Toplam Ziyaret: 15.057.263 (13.965.087)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
04 Mart 2019
Sayı : 796,797
Bu kayıt toplam
363 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

GÖNLE BAKMAK

Yüce Allah Maide suresi beşinci ayette şöyle buyuruyor:" Allah'ın üzerinizdeki nimetini, sizden aldığı sağlam ahdini hatırlayın; o zaman 'Duyduk ve kabul ettik' demiştiniz. Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir."

Gönülle ilgili pek çok şey söyleyebiliriz: Gözden uzak olan gönülden de uzak olur, bir gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil, yalan gönüllerde şüphe doğurur, gönle girmeye, gönül kazanmaya bak, gönül kırma gibi.

Tasavvufi açıdan baktığımızda yumuşak davranış, güzel huyların toplandığı kâmil insan gönlü ön plana çıkar. Bu da ancak gönlümüzü dünya isteklerinden, hevesinden, hırstan, tamahtan temizlersek, bu yolda çabalarsak olabilecek şeydir. Gönlümüzü her türlü kötülükten, istekten arındırmamız gerekir ki boşalsın ve manevi olarak bir şeyler yapacak hale gelelim. Kısaca, kemale erebilmemiz için gönlümüzde Allah'tan başka bir şey olmaması gerekir.

Başkalarını hor görmeden, aşağılamadan, ötekileştirmeden yaşamalıyız, bırakın gönül kırmayı, bilakis başka gönüller yapmalıyız. Her şeyi, her davranışımızı sanki Allah bizi izliyor gibi düşünerek yaparsak gönlümüze, hislerimize, dilimize hâkim olabilir, hata yapmamaya, kötü davranmamaya, kalp kırmamaya çalışırız. Güzel ahlaklı bir hayatı tercih eder ve elimizden geldiğince başkalarına iyilik yapmaya, onları güzellikle ve de sevgiyle kucaklamaya çalışırsak gönlümüzdeki kir ve paslardan kurtulur ve Allah'a doğru bir adım atmış oluruz. İşte o zaman yüce Allah bizden razı olur biz de ondan.

Tabii ki yaptığımız ibadetler de önemli ancak daha da önemlisi, bizi Allah'a yaklaştıracak olan şey; gözü yaşlı, boynu bükük, gönlü kırık insanların acılarına ortak olup gönüllerine girebilmemiz, gönüllerini yapabilmemizdir. Yüce Allah zaten bizi sorgularken ne kadar ibadet ettiğimize değil, gönüllerimize bakacağını belirtiyor.

Bunu Bizim Yunus Emre'nin duygularını yazıya döktüğü şu beyitlerde de görebiliyoruz: "Yunus Emre der Hoca, İstersen var bin hacca, hepsinden iyice, bir gönle girmektir." Ayrıca "Gönül Çalab'ın tahtı, Çalab gönle baktı, iki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise."

En basitinden bizler de etrafımızdaki insanların davranışlarından gönüllerinde ne olduğunu az çok anlamaya çalışırız ama ne kadar gayret etsek de gönüllerindekileri tam olarak bilmemiz mümkün olmaz. Çünkü insan kendisini, duygularını gizler, bizler de böylece onları tam değerlendiremeyiz, ne demek istiyor; iyi niyetli mi, kötü niyetli mi biz bilemeyiz ancak yüce Allah kalplerdekini bilir.

Şimdi sözü Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye bırakalım:

Cenab'ı Hakk, " Biz daima gönle bakarız, su ve çamurdan ibaret olan surete, şekle değil," diye buyurdu.

Sen," bende de gönül var" diyorsun ama gönül arşın üzerinde olur, halbuki sen, aşağılardasın, aşağılıklarda bulunmadasın.

Kara balçıkta da su bulunduğunu herkes bilir. Fakat o su ile abdest alınmaz ki. Balçığın içinde su vardır, vardır ama o balçığa yenilmiş, balçıkta kaybolmuştur. Sen de gönlüne , "bu da gönüldür" diyemezsin. Çünkü senin gönlün de kirli emellere, şehvete, hiddete, mevki hırsına, dünya isteklerine mağlup olmuş, onlar arasında kaybolup gitmiştir.

Göklerden de üstün olan gönül, "abdal"ın yahut peygamberlerin gönülleridir. Onların gönülleri çamurdan, yani kirli isteklerden, günahlardan arınmış, temizlenmiş, saf bir hal almıştır. Manevi neşeleri arttıkça artmış, coşmuştur. Her iyi işe yarar olmuştur. Çünkü onlar, balçığı bırakmışlar, tertemiz bir hal almışlar, gelmişler ve hiddet denizine kavuşmuşlar, böylece balçık zindanından kurtulmuşlar, Hakk'ın denizine karışmışlardır.

Dikkatle bak ta gör ki: Şu bizim can suyumuz, balçıktan yaratılan şu beden içinde mahpus kalmıştır. Ey merhamet denizi bize acı ve bizi şu çamurdan kurtar.

O rahmet denizi sana der ki:" Ben, seni kendime çekiyorum ama sen benliğe kapılıyorsun ' ben de hoş bir suyum, sâfi bir suyum' diye laf ediyorsun. Bu lafın, seni benden mahrum ediyor, o vehmi, o benliği bırak da bana gel, bana karış."

Balçığın içindeki su, denize gitmeyi, aslına kavuşmayı ister ama balçık suyun ayağını sımsıkı tutmuştur. Onu kendine çeker, bırakmaz. Eğer su, yani ruh, ayağını balçığın elinden, yani bedeninden kurtarırsa balçık kurur, su da hür ve bağımsız bir hale gelir.

Suyun balçık tarafından geri çekilmesi, bırakılmaması, yani bedenin ruhu hakikat deryasına gitmekten alıkoyması nedendir? Senin bedeni besleyen, nefsani arzuları artıran, halis şarapla, çeşitli mezelere Ruşen oluşundandır. Böylece dünyada gerek mal, gerek mevki, gerek ekmek, rızık, bunlara karşı duyulan şiddetli arzu, ihtiras ile çırpınır durursun. Bunları elde edince de, her biri seni sarhoş eder, elde edemediğin yahut elden kaçırdığın zaman da, kedere kapılır, sersemleşirsin. O keder sersemliği, şunu belirtmektedir ki, elde edemediğin şey, seni sarhoş etmektedir, bu hal ise kötü bir haldir.

Gerçek bir insan olmak için mal, mevki, yemek, içmek gibi şeylere gerektiğinden fazla düşme ki, onların kölesi olmayasın. Servete, mala, mevkîye aşık olan gönül ya bu balçığa, bu kapkara suya yenilmiş, alt olmuştur. Yahut da, hayallere kapılmıştır ve o hayallerin karanlıklarında, dedi kodu için onlara tapar, durur.

Gönül, o nur deryasından başkası olamaz. Gönül hem Allah'ın nazargâhı olsun, hem de kör olsun, hakikati göremesin; bu olamaz, bu mümkün değildir.

Allah'ın nazargâhı olan gönül, yüz binlerce uyanık, ileri giden yahut gafletten geri kalan kişilerdeki gönül değildir. O gönül, bir tek üstün olan kişide bulunur. O hangi mutlu kişidir? Hangi mutlu kişi? Sen sendeki gönül kırıntısını bırak da, asıl sağlam bir gönül ara, ara da, sendeki kırıntı da onun himmeti ile dağ gibi olsun. Gerçek gönül sahibi bu varlık âlemini kaplamıştır, lütfundan, cömertliğinden altın saçıp durmaktadır. O gönül sahibi, Hakk'ın selamından, dünya halkına selametler, esenlikler saçmaktadır. Kimin eteği sağlamsa, kim iman sahibi, hulus sahibi ise, kim eteğin açmışsa; o gönül saçısını o kişi elde eder.

Senin eteğin niyazdır, yalvarıştır, Allah ile daima manen beraber oluştur. Aklını başına al da, o eteğe kötülük taşlarını, günah taşlarını koyma. Kötülük taşlarını koyma, o taşlar yüzünden eteğin yırtılmasın da, gerçek velilerin feyzi ile elde edilen zevkleri kaybetmeyesin ve sahte mürşitlerin sözleri ile baş başa kalmayasın.

Sen çocuklar gibi, altın gümüş sandın da eteğini şu dünyadaki değersiz taşlarla doldurdun. Fakat senin, altın, gümüş, hayal ettiğin şeyler ne altına benzer, ne gümüşe. Onlar senin doğruluk eteğini yırttı. O yüzden gamın, kederin arttı.

Akıl el atıp, eteklerini tutmadıkça, çocuklar taşın taş olduğunu nereden görecekler? İnsan akılla Pîr olur, yani kâmil insan olur. Yoksa saçın, sakalın ağarması ile yaşlı ihtiyar olur. Pirlik, ezeli bir tali eseridir. Bunun saçla ilgisi yoktur.( Mesnevî cilt 3, beyit2243-280.Şefik Can Dede)

Gönül imanın, sevgini bulunduğu yerdir. Bizim yapmamız gereken nefsin doymak bilmeyen isteklerinden gönlümüzü arındırıp kimsenin gönlünü kırmadan, kimseye kırılmadan yaşayıp gönüllere merhem olabilmektir.

Sevgiyle kalın, dostça kalın, hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Her Şey Güzel Olacak!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Ders Kitaplarına Şeytan mı Girmiş?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Zamana Demir Atabilir mi İnsan?

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Süreç Bumerang Gibi...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

İyi Dileklerimizle!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

İyi Kalpli İnsan Olmak

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: