rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 498 (493)

Toplam Ziyaret: 14.357.903 (13.314.610)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
26 Kasım 2018
Sayı : 782,783
Bu kayıt toplam
152 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

HASTALIK SAĞLIĞIN ZEKÂTI

İnsan şu geçici dünya hayatına adım attığı ilk andan itibaren bir gün hastalanıp sağlığını kaybedebileceğini bildiği halde ölüm ve hastalık pek aklına gelmez. Sanki bu âlemde ebediyen sağlam bir şekilde kalacakmış gibi günlerini sürdürürken ani bir hastalık veya trafik kazasıyla bir uzvunu kaybedince işlerin öyle olmadığını görür.

Hastaneye gidinceye kadar herkesi sağlıklı zannedersiniz. Orda sorunlu, hastalıklı insanlarla karşılaşınca hayret edersiniz;" tüm şehir hastalanmış mı nedir?" diye içinizden geçirirsiniz. Orada ölümcül, yatalak hastaları görünce halinize şükredersiniz.

İnsan vücudunu bir makinaya benzetirsek; bir makine ne kadar arızalanıyorsa ve bakım gerektiriyorsa, insanın da o kadar kontrol gereksinimi vardır. Fakat biz bir türlü hastalığı kabul edemiyoruz, tedbir almıyoruz ya da bir yerimize hafif bir şey olsa hemen üzülüyor başımıza en kötü şey gelmiş gibi ümitsizliğe kapılıyoruz.

Halbuki yapmamız gereken bu derdin bizi daha büyük bir beladan koruduğunu düşünüp bunu bertaraf etmenin yollarını aramalıyız. Çok yemek yiyorsak, aşırı kiloluysak, canın boğazdan gideceğini idrak edip az yemeye, fazla kilolardan kurtulmaya çalışmalıyız. Bugün Türkiye şişmanlıkta Avrupa birincisi; yemesek yedirsek hem biz sağlıklı oluruz hem de bizden daha az şanslı insanlara faydamız olur.

Hastalıklar, bizim düşünmemize neden olur, sabrımızı geliştirir, sağlığın önemini anlamamıza yardımcı olur. Ancak "Bu nerden geldi başıma " deyip isyan edersek hem bize faydası olmaz hem de hastalık çekilmez hale gelir. Derdi veren "Hu", alan "Hu" diyerek onu bertaraf etmek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.

Hastalandığımız zamanları bir hatırlayın, kendinizi hep birine muhtaç hissedersiniz, insanlar size acımaklı gibi bakıyor zannedersiniz psikolojiniz bozulur, birine bir kötülük mü yaptım, hakkını mı yedim de bu dert başıma geldi diye düşünürsünüz.

Aslında bir canlının başına gelebilecek her şey bizim de başımıza gelebilir diye düşünsek daha rahat ederiz. Etrafımıza baksak bunun böyle olduğunu göreceğiz ama kendimizi geçici dünyanın arzularına kaptırdığımızdan bir fani olduğumuzu unutup sonsuza kadar sağlıklı bir şekilde yaşayıp gideceğiz sanıyoruz.

Şirketlerde eğitim yaparken " empati " yapın derler. Yani sağlıklı kararlar alabilmek için kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koymamız istenir. Hasta kişinin yerine kendinizi koyduğunuz zaman anlarsınız ne demek istediğimi. Mesela başparmağı kırılmış ve alçıda sabit olan birinin karşısında otururken başparmağınızı bir gün boyunca bağlayın o zaman anlarsınız hastalığın ne olduğunu ve bir parmağın kıymetini.

Hastalık, ağrı sızı; içinde merhametler bulunan bir hazinedir diyen Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi şöyle devam ediyor.

Hastalık, ağrı, sızı; içinde merhametler bulunan bir hazinedir. Deri, ten, beden yıpranınca, bozulunca öz, yani ruh tazelenir.

Kardeşim, karanlık yere, soğuğa, gama, ızdıraba, halsizliğe, derde sabretmek, Ab-ı hayat kaynağıdır, manen mest olmak kadehidir. Çünkü bütün yücelikler, yüksek ve manevi dereceler tevazu ve alçalıştadır.

Manevi bahar mevsimleri ve çiçekleri, sonbaharların içinde gizlenmişlerdir. Sonbahar da ilkbaharın içinde saklıdır. Bu sebeple sonbahar gibi olan hastalıktan, yoksulluktan ürkme. Gama ve kedere yoldaş ol, yalnızlığa alış. Yaşadığın müddetçe uzun bir ömür, yani ebedi hayat isteğinde bulun.

Nefsin sana " Bu hastalık, bu ızdırab, bu yalnızlık kötüdür." Diyecek olursa, onu dinleme. Çünkü onun işi hep tersinedir. Sen aklını başına al da, nefsin dileğine aykırı bir iş yap. Dünyada bütün peygamberlerin vasiyeti hep böyledir.( Mesnevî cilt 2, beyit 2261-68. Şefik Can Dede)

Yüce Allah Araf suresi 156. Ayette şöyle buyuruyor :" Bize bu dünyada da, ahirette de güzellik-iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Buyurdu ki: "Azabımı dilediğime çarptırırım, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; Ben onu sakınıp korunanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım."

Bu söz üzerine bir söz söylemeye gerek yok; bütün yazılanları izah ediyor. Öyleyse başımıza gelenlere isyan etmeyelim, sabredelim, zekatımızı verelim, belaları defetmek için tedbir alalım, sadaka verelim, niye ben demeyip halimize hep şükredelim, her türlü olumsuzluğa rağmen yaşama sevincimizi kaybetmeyelim. Sevgiyle kalın, hoşça kalın, dostça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Kazan Kaynıyor

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Başöğretmen Atatürk'ten Özel Ders

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Zenginlik...

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Taşlar Yerinden Oynadı !!!

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

İşimiz Seçim mi?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Hz. Mevlâna'yı Anlamak

İsmail Şimşek

İsmail Şimşek

Nesin Sen! İktidar mısın, Muhalefet mi?

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: