rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 407 (405)

Toplam Ziyaret: 14.267.327 (13.231.656)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
09 Temmuz 2018
Sayı : 762
Bu kayıt toplam
111 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
Melike Zafer Gürgen
Melike Zafer Gürgen

BAHANE KALIPLARI...

Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken bulur. Çocuk babasına, saatte ne kadar para kazandığını sorar. Fakat zaten yorgun gelen adam, oğluna "Bu senin işin değil" diyerek karşılık verir. Çocuk dayatır: "Babacığım lütfen bilmek istiyorum" der. Adam, "Bu kadar çok bilmek istiyorsan söyleyeyim" der ve saatte 20 dolar kazandığını ifade eder..

Bunun üzerine çocuk, babasına kendisine 10 dolar borç verip veremeyeceğini sorar. Soruyu işiten Adam, daha çok sinirlenerek ; "Benim senin saçma oyuncaklarına ya da benzeri şeylerine ayıracak param yok", "Hadi derhal odana git ve kapını kapat." Der ..

Sessizce odasına çıkan çocuğun ardından hala sinirli tavırlar sergileyen adam ,aradan 1 saat zaman geçtikten sonra çocuğuna parayı neden istediğini sormadığını akıl eder. Çocuğun odasına çıkar ve yatağında uzanan Çocuğuna, uyuyup uyumadığını sorar. "Hayır uyumuyorum" diye yanıtlayan çocuğa yanaşarak ;

"Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim, yorgundum" der. Ve elindeki parayı uzatarak: "Al bakalım istediğin 10 doları." Der.

Çocuk sevinçle haykırır: "Teşekkürler Babacığım" diyerek yastığının altında sakladığı buruşuk paraları çıkarır, elindeki parayla birleştirir. Tümünü tane tane saymaya başlar.

Oğlunun yastık altından para çıkarıp saydığını gören adam, tekrar sinirlenir, ve acımasızca ;

-"Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?" diye bağırmaya başlar.. Çocuk, babasının bağırmasına aldırmaz ve ;

-" Fakat yeterince param yoktu ki... Ancak şimdi tamamlayabildim" diyerek paraların tümünü babasına uzatıp ; "İşte sana 20 dolar, Babacığım" , "şimdi bir saatini bana ayırabilir misin?" DER…

"Gündelik koşturma" diye adlandırdığımız kalıplar içerisinde yaptıklarımızın ve aslında yapmadıklarımızın farkındalığına dikkat çekmek istedim bu hikayeyle…

Değer verdiğimiz insanlar için neler yaptığımız, nasıl davrandığımız, nasıl hissettirdiğimiz, ruhlarını ne kadar okşadığımızın farkında bir yaşam sürmek değil midir olması gereken?

Zira geç kalınmışlıkların bedelleri yüreğe ağır gelir.

Eşimize, çocuğumuza, ailemize ve yaşam gemimizdeki tüm değer verdiklerimize sunacağımız sevgi aslında yüreğimizde ağzına kadar dolu olmasına rağmen son ana kadar bekletmeyi yeğlemek fayda sağlamaz. Aksine üzer, yorar, kırar, incitir, köreltir duyguları…

Sonuçların Kelebek etkisi ile ilintili olduğunun farkında olmak da önemlidir bu açıdan.

Bir sistemin başlangıç verilerinde yapılacak ufak bir değişiklik, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilir.

O halde sevgi üzerine kurulu evrende insan olmanın esası sevmek, sevilmek, paylaşmak, anlamak, yardım etmek, çalışmak ve dengede olmak ise sistemin esasından uzaklaşmak bireyin kendisi ve gelecek nesiller için öngöremediği sonuçlara neden olacaktır.

Gündelik koşturmalar dediğimiz kalıpların; bizlerin 'önemliler listesi'nde hangi sırada olduğuna zaman zaman bakmak lazım .

"Koşturmaları bırakalım ve kabuğumuzda yaşayalım..' Demiyorum. Diyorum ki ; Dengede kalalım. Objektif bakalım. Subjektif kaldığımız kaldıklarımızın ise değerlerinin farkındalığını yaşatalım ve yaşayalım.

Yapmadıklarımızın bahanesi 'yorgunluklarımız' olmasın, yapmayı istediklerimiz 'yorgunluklarımızı alsın'..

Başkalarının yorgunluğumuzu almasını beklemeyelim. Suçlamayalım.. Fiillerimizin sorumluluğunu önce kendimize soralım..

Neden sonuç ilişkisi içerisinde insan olmanın verdiği güç ile yaptığımız değerlendirmelerde türlü bahaneler bularak kalıplara sığdırmaya çalıştığımız yaşamı bilinçaltımıza baskılamayalım.

Baskıladığımız kendi yaşamımızın acısını bir başkasından çıkarma eğiliminde bulunmayalım.

Bizim bir başkasını suçlayarak tatmin ettiğimiz Ego'muzun ,suçladığımız kişinin bilinçaltında kendini suçlayan bir varlık olmasına neden olabileceğini ,ondan bir başkasına farklı etkiler ve ondan da bir başkasına bambaşka tepkiler olarak geçebileceğini , ve belki de bumerang gibi tekrar bize dönebileceği ihtimalini de unutmayalım …..

En güzel duyguların esas olduğu yüreklere naif yaklaşmayı unutmadan ,gündelik koşturma bahanesi kalıplarından sıyrılmayı öğrenmek ümidiyle..

Sevgiyle...



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Adaylık Çorbası!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Öğretmenlik mesleğinin ontoloji meselesi...

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Kibir Denizinde Boğulma!

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Burhanettin Kocamaz

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Enflasyonda Ne Yapılır?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Kanaat, Hayal, İman, Sabır

İsmail Şimşek

İsmail Şimşek

Vasatlıkla, Mükemmellik Yakalayamazsınız!

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: