rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 391 (389)

Toplam Ziyaret: 14.267.311 (13.231.640)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
02 Temmuz 2018
Sayı : 761,762
Bu kayıt toplam
260 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

VASITALAR, SEBEPLER VE HAYRANLIK

Bizler insan olarak genellikle sebeplere, aradakilere; kişi veya olaylara takılırız, hiç bu işin bir yaptıranı var mı acaba diye düşünmeyiz. Azrail'e yüce Allah tarafından ölüm meleği olma görevi verildiğinde kötü anılmamak için görevi başkasına vermesini istediğinde, Allah da ona " İnsanlar sebeplere takılacak, niye, nasıl diye düşünmekten sen akıllarına gelmeyeceksin" demiştir.

Zahire, sadece gördüğümüz kadarına yorum yapıyor batınını düşünüp, idrak edemiyoruz. Resmi yapan ressamı övüyor, ona bu ilhamı veren yüce Allah'ı unutuyoruz. Şarkı sözlerini, şiirleri yazanlara "Ne güzel yazmış, duygularını çok güzel yansıtmış" diyor hayran oluyoruz.

Hâlbuki onu bir yaratanın olduğunu, balçıktan yarattığı insana kendi ruhundan üfleyerek bu duyguları insana O'nun verdiğini bilip idrak etmemiz ve yüce Allah'a hayran kalmamız gerekmektedir.

Zaten Kuran'ı kerimde pek çok yerde "akıl etmiyor, düşünmüyorsunuz, tefekkür ediniz " diye yüce Allah buyurduğu halde biz düşünmeyi unutmuşuz. Yaradılışımızı, kâinatı, evreni ve işleyişini düşünsek bir kat daha artacak hayretimiz ve hayranlığımız ama maalesef sığ düşüncelerle ömrümüzü tamamlayıp Allah'ın istediği gibi bir kul olmadan bu âlemden öbür âleme göçüyoruz.

Böyle bir yazıyı kaleme almama bir şarkı vesile olmuştur. Mehtap Demir'in "Haleyli "adlı albümündeki "Haleyli-Ya nedir Allah" adlı şarkısını dinlediğimde, çok etkilendim ve bu sözlerin kime ait olduğunu araştırdım. Eserlerinde Azeri Türkçesini en temiz şekliyle kullanmaya özen gösteren ve halkının duygularına tercüman olan halk şairi Bahtiyar Vahapzade idi bu kişi. "Hayrettedir", Allah diyordu. İşte bu sözler, bizleri yaratan yüce Allah'a karşı bir defa daha hayran bırakmıştı beni.

İnsan ibadetlerini zevk haline getirdiği zaman aldığı haz artar ve yüce yaratana daha çok hayran olur. Hayret etmek şaşırmak demektir. Olan şey karşısında bu şaşkınlığımıza sebep olup bizde hayret uyandıran kişi veya olaya değil de vesile olanı yaratanı düşünüp ona hayran olmaktır yapmamız gereken."Yapana değil yaptırana bak" derler büyüklerimiz. İşte biz de o yapana değil de yaptırana hayran olmalıyız.

Şimdi o güzel şiirin sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

İdrakte yol açmış geceden gündüze Allah. Güldürmesen öz gönlünü, gülmez yüze Allah. Dünyaya şafaklar gibi Tanrım sepelenmiş, Kalbin gözü yanmazsa, görünmez göze Allah.

Allah! Biliriz cisim değil, ya nedir Allah? En yüksek olan hakta, hakikattedir Allah. Dondunsa Tekâmül ve güzellikler önünde, Derket, bu taaccübde, bu hayrettedir Allah.

Bildik, biliriz, gizlidir insandaki kudret, Herkes onu fehmetmese, acizdir o, elbet. İnsanın ezel borcudur insanlığa hürmet, İnsanlığa hürmette, liyakattedir Allah.

Gerçek de şu ki: Gizlidir her zerrede vahdet. Bir zerre iken külle kavuşmak ulu niyet. Gördüklerimiz zahiridir, batına nüfuz et. Batındaki, cevherdeki fıtrattadır Allah.

Fıtrat da yatar sözde, sözün öz yükü fikrim, Seçmiş, seçecek daima tüyden tüyü fikrim. Ben bir ağacım, yaprağı sözler, kökü fikrim, Sözlerde değil, sözdeki hikmettedir Allah.

İnsan! Tepeden-tırnağa, sen arzu, dileksin. Nefsinde doyumsuz, fakat aşkında meleksin. Zulmün yüzüne hak denilen silleni çeksen, Sillende mühürlenmiş o gayrettedir Allah.

Cahil iner alçaklığa, öz kalbine inmez, Vicdandan eğer dönse de, hayrından o dönmez. Zulmette, cehalette, adavette görünmez, İlgarda, sadakatte, muhabbettedir Allah.

Sizler de benim hissettiklerimi hissedebildiniz mi, bilmiyorum ama şimdi bu konuyla ilgili Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi neler söylemiş ona kulak verelim:

Her nerede vasıta fazla olursa, vuslat, ona kavuşma kaybolur. Vasıta ne kadar azalırsa, kavuşma zevki o kadar çoğalır.

Her şeyi sebeplerden biliyorsun. O yüzden Hakk'a karşı hayranlığın azalıyor. Hâlbuki hayranlığın, o şaşırıp kalman, seni Allah'ın huzuruna ulaştıracaktır. Bu varlıkları, yokluktan bulduğun, yani yoktan yaratıldığın, yoktan var olduğun halde, ne diye yokluktan yüz çeviriyor ve çekiniyorsun?

Ey köstebek! Şimdiye kadar, geçirdiğin yokluklardan, ne ziyan gördün ki, bu gölge varlığa yapışıp kaldın? Mademki, geçirdiğin hallerin ikincisi, birincisinden daha iyidir. Yokluğu ara ve insanı halden hale değiştiren Allah'a yönel.

Ey inatçı! Varlığın başlangıcından şimdiye kadar, yüz binlerce haşır ve neşir gördün.Farkında olmaksızın, senin maddi varlığın, hiçbir şeyden haberi yok gibi görünen cansızlar aleminden gelişip boy atan bitkilere, bitkilerden dertlerle, imtihanlarla dolu hayvanlık alemine geldin.

Sonra bu hayvanlık mertebesinden, akıl, fikir, iyiyi kötüden ayırt ediş varlığına geldin. Bundan sonra da bu beş duygu ile altı yönün dışına varır, tabiat âleminden kurtulursun. Bu ayak izleri, hakikat denizinin kıyısına yani, insaniyet mertebesine kadar gitti. Bu mertebenin ötesinde, vahdet denizinde, ayak izleri yok oldu.

Çünkü karada, insanın kendini koruması için köyler vardır, yurtlar vardır. Yani yaşadığımız şu suret âleminde, menziller vardır. Herkes nereden nereye gittiğini bilir. Hakikat denizine ulaşmayan bu menzillerde dolaşıp durur. Fakat hakikat denizi mertebeleri manevidir. Ancak marifet nuru ile bilinir.

Hakikat denizinin konakları ise, deniz coşup dalgalanınca, denizin artık ne alanı vardır, ne de tavanı. Deniz konaklarının bir özelliği de şudur ki: Onların ne izleri, belirtileri görülür, ne de adları vardır.

Bitkiler âleminden ruh âlemine kadar, bu iki durak arasında bunun gibi yüzlerce geçit var. Yüzlerce durak var. Birçok yokluklardan sonra bu varlıkları gördüğün halde, bedenin kalmasını isteyerek, neden bu fani varlığa, yani bedene yapışıp kaldın?

Hadi ey karga, şu canı ver de doğan ol. Allah'ın şekilden şekle, halden hale döndürmesine karşı, sen de canınla, başınla oyna. Yani ey karga huylu dünyaya gönlünü kaptırmış olan kişi, bu boş sevgiyi bırak da Hakk'a layık bir kul ol. Yeniye el aç, eskiyi ver. Çünkü her yılın geçen yıldan üç kere daha üstündür, daha fazladır.

Eğer hurma fidanı gibi, meyve saçıcı, bağışlayıcı olmazsan var, eskiyi eski üstüne koyup ambarı doldur. Yani Allah'ın sana lütfettiği nimetleri ihtiyacı olanlara vermezsen, sen ibadet ambarına çürümüş, pörsümüş mahsulleri cimriliğinden ötürü yığ. O köhne kurumuş şeyleri körlere armağan götür.

Fakat yeniyi görmüş olan, senin çürümüş, kokmuş mallarını satın almaz. O Allah'a av olmuştur. Senin tuzağına tutulmaz. Ey acı sel. Nerede kör kuş varsa, bölük bölük senin başına toplanır. Böylece de acı sudan körlükleri artar. Çünkü acı su, tuzlu su körlüğü arttırır.

Ehli dünyanın, yani dünyaya gönül verenlerin, bu yüzden gönül gözleri kördür. Çünkü onlar şu balçıktaki, yani cismaniyetin acı, tuzlu suyunu içerler. Mademki dünyada gizli bir ab-ı hayatın yok, acı tuzlu suyu iç de körlüğün artsın.

Ey gönül gözü kapalı olan kişi, bu halde de sen beka, ebedilik istiyorsun. Anılmayı diliyorsun. Hâlbuki sen, zenci gibi yüzünün kara olmasına sevinmedesin. Zenci, zenci olarak doğduğu için, asıl rengi siyah olduğundan kara renkten hoşlanır.

Ama günün birinde güzelleşir, yüzü hoş bir hale gelir de sonra yine kararırsa, buna bir çare aramaya, yine beyazlaşmaya başlar.

Uçan bir kuş, uçamaz hale gelse de yeryüzünde kalsa, üzülür, gamlara, kederlere düşer, ağlayıp inlemeye başlar.

Tavuk ise, bir çeşit kuş olduğu ve onun da kanatları bulunduğu halde, göklerde uçmak bilmediği ve o zevki tatmadığı için, yeryüzünde neşe ile yürür, yem toplar, koşar durur. Çünkü tavuk, kanadı olduğu halde uçucu değildir. Öbürü ise uçan kuştur. O tabiatta, o kabiliyette yaratılmıştır.(Mesnevî cilt 5.beyit 794-822 Şefik Can Dede)



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Adaylık Çorbası!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Öğretmenlik mesleğinin ontoloji meselesi...

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Kibir Denizinde Boğulma!

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Burhanettin Kocamaz

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Enflasyonda Ne Yapılır?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Kanaat, Hayal, İman, Sabır

İsmail Şimşek

İsmail Şimşek

Vasatlıkla, Mükemmellik Yakalayamazsınız!

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: